Bağımsız Craft Bira Üretmek
Bugün "Bağımsız" Craft bira üretmek üzerine bir ders işleyelim istedim. Okulumuz her zaman biranın kendisi ile ilgili olmak zorunda değil, değil mi? Biraz da biranın üretildiği bu ortamdan bahsedelim, ne dersiniz? Biz Türkiye'de yapılması zor işlerden birini yaparken, "Bağımsız" olduğumuzu üstüne basa basa söylüyoruz her seferinde. Bu ne demek? Bağımsız üretici demek, arkasında büyük bir kapital sahibi, holding ya da endüstriyel bira üreten bir firma olmadan, kendi imkanları ile bu işi yapan üretici demektir.
Ne beklenir bu üreticilerden?
Baştan sona tamamen el emeği ile üretilmiş markalar, birayı yapan kişi ya da kişilerin karakterini yansıtır. Verilen emeği, biraz incelediğinizde mutlaka hissedersiniz. Tadından, etiketine, markanın size vaad ettiklerinden, yaşattığı deneyime kadar, sizin onları anlamanızı sağlayacak kadar bir otantiklik içerir. İçtiğiniz birayı üreten kişi, aynı zamanda biranızın diğer tüm unsurları ile uğraşan kişidir. Kararların arkasında departmanlar, çalışanlar ya da uzun toplantılar çoğu zaman yoktur.
Bağımsız craft bira üreticileri tabii ki yurtdışında kurulduklarında tüm ülkeye satmak gibi bir amaçla başlamazlar. Eminim tüm bağımsız üreticiler, kendi küçük balonlarının içinde kalıp, kendi etrafına bira satmak ile yetinmeyi yeğlerlerdi. Ancak, craft bira kültürünün henüz yeni yeni gelişmeye başlamış olması, sizi daha büyük kitlelere ulaşmaya zorlayacak. Çünkü bağımsız craft bira üreticisi, elinde olmayan nedenler ile diğer biralardan fiyat olarak daha pahalı olacak.Peki neden daha pahalı?Ne kadar küçük, o kadar pahalı diyebilir miyiz? Bir bakıma evet. Biraz da elinde olan ile bir şeyler yapmaya çalışmak olabilir bunun nedeni. Yurtdışından gelen hammaddeler, şişelerin bile EUR ile satın alınması, etiketler, kutular…Üstelik iş sadece üretim maliyetiyle de bitmiyor. Bugün Türkiye'de bağımsız bir üretici ileendüstriyel bir dev, aradaki kapasite farkı 25.000 kata çıksa bile aynı lisans ücretlerini ödüyor, tam zamanlı personel bulundurma gibi aynı ağır bürokratik şartlarla mücadele ediyor. Yani en küçük ile en büyük, aynı terazide tartılıyor.Bu durum kağıt üzerinde herkes için 'eşit' bir kuralmış gibi görünse de, aslında küçük üreticinin büyük sermaye sahipleriyle rekabet edemeyeceği bir zemin hazırlıyor.
Eskiden devlet tekelinde olan bu sektörün, bugün sadece sermaye tekelinde kalmasına neden olan bir sistem bu. Biz ise tam burada, o devlerin arasında kendi karakterimizle var olmaya çalışıyoruz. Bu işe girdiğimden beri aklımda bir şarkı dönüp durur:Bu iş zor. Çok zor Yonca.Ne ben anlatabilirim derdimi, ne de kimse sorar. Böyle içinden çıkılmaz bir döngü. Sonrasında bakarsın ardına, geçen senelerin seni nereye getirdiğine bir bakarsın ve biraz durup, kendinle gurur duyarsın. Biz de işte bunları yaşıyoruz son zamanlarda.Şimdi biraz durup yola devam ederken bu "Bağımsız" olmanın verdiği gururla, yılların getirdiği birikimleri alıp, üzerine ekleyerek yola devam etmeliyiz.Çünkü,Daha gidecek çok yolumuz güzel yarim, daha gidecek yolumuz var…
Sevgiyle kalın.

Comments